Arama
acımakacımak
Anlamlar
acımak
nesnesizbakınız ► acılaşmak
- “Bütün rafları, dolapları aradım: Biraz mercimek, nohut, fasulye, yarım paket makarna, bir paketin içinde iki üç kaşık yemeklik yağ (acımıştı), yarım paket kibrit, bir kavanoza yakın şeker ve tuzluğun içinde nemlenmiş tuz kalmıştı. — Oğuz Atay”
nesnesizbakınız Acılı, ağrılı olmak
- “Sahip’in canı şimdi daha çok acımaktadır. — İsmet Emre”
-e, mecazbakınız Merhamet etmek
- “Yarını ne olacak dünyamızın / Biz yaşımızı başımızı aldık / Allah çocuklarımıza acısın — Cahit Sıtkı Tarancı”
-e, mecazBaşkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek
- “Bütün şehir halkı Koca Ali gibi mahir bir ustanın kolu kesileceğine acıdı. — Ömer Seyfettin”